İnsan ortalama yaşam süresi yüzyılımızın başından bu yana özellikle aşılama, hijyenik koşulların iyileşmesi, antibiyotiklerin bulunması ve geliştirilmesi sonucu hızla artmıştır. 1800’lü yıllarda ortalama yaşam süresi 30 - 40 yıl iken 20.yy başında 50’ye; 1978’de 74’e ve günümüz içinde ortalama 77.8’e ulaşmıştır. İnsanın büyük başarılarından biri gibi görünen bu durum, yaşlı nüfusunun giderek artmasına yol açmıştır. 1980 yılında 60 yaşında dünyada yaklaşık 376 milyon insanın yaşadığı ve bu sayının 2020 yılında 976 milyona ulaşacağı hesaplanmıştır.

Dünya nüfusundaki bu yaşlanma beraberinde demans, Parkinsonizm, strok gibi ileri yaş hastalıklarının sıklığının artışını da getirmektedir. Yaşın ilerlemesi ile birlikte, Alzheimer hastalığına yakalanma riski de artmaktadır. Öyleki, Alzheimer hastalığı sıklığındaki artış sonucu 85 yaşının üstündeki nüfusun yaklaşık yarısı Alzheimer hastalığı riski ile karşı karşıyadır. Yaşı ileri nüfus arttıkça, toplumda Alzheimer hastalığına yakalanan insan sayısı da artmaktadır. Türkiye’de yaklaşık 200,000 Alzheimer hastası olduğu tahmin edilmektedir. ABD’de bu sayı 4 milyona ulaşmaktadır.

Ancak unutkanlık, yaşlı insanlarda oldukça sık rastlanılan bir yakınmadır. İleri yaşla birlikte unutkanlık ve diğer zihinsel yeteneklerin bozulmasını hep yaşlanmanın doğal sonucu imiş gibi görme eğilimi vardır. Bu yüzden biraz önce bahsedilenlerle çelişkili imiş gibi görünse de bunama bir hastalıktır ve yaşlanmanın doğal sonucu değildir.